Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / HACI SALİH EFENDİ’Yİ RAHMETLE ANALIM

HACI SALİH EFENDİ’Yİ RAHMETLE ANALIM

2 Şubat l991 Perşembe günü Hacı Salih Bilgin Efendi’nin “Ufûl” edişinin 4. yıldönümüdür. Yüce Allah’ın rahmet ve bereketi üzerine olsun, makamı cennet, kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun.

Trabzon’ un Çaykara ilçesi Akdoğan köyünde dünyaya gelen Hacı Salih Efendi, babası Şerif Efendi ile beraber Hasankale’ye gelir. Âlim ve fadıl bir zat olan muhterem babaları imamlık vazifesi ile birlikte talebe okutmaya devam eder. 9 yaşından itibaren Hasankale‘ de ilim tahsiline başlayan Hacı Salih Efendi, babasının rahle-i tedrisinden geçer ve icazet alır. İlk olarak Hasankale’ nin Sivaslı Camiinde göreve başlar; daha sonra 93 yıllık ömrünün büyük bir kısmını Çöğender‘de geçirir.

İlim yolunda büyük gelişme ve yükselme ile beraber talebe okutmaya da devam eder. Böylece yüzlerce ilim adamı yetiştirir. Daha sonra maneviyat ummanına dalan Hacı Salih Efendi, Çaykara âlimlerinden Hacı Ferşad Efendi’den manevî terbiye alarak nakşî zincirine bir halka olur. Ahmet Gümüşhanevî Hazretleri’nin halifesi olan Hacı Ferşad Efendi, Hacı Salih Efendi’nin gönül dünyasında bambaşka bir ufkun açılmasına vesile olur.

Çok kısa bir zamanda Allah yolunun sevdalısı olarak tasavvuf yolunda manevî derecelere kavuşmayı Cenab-ı Hakk nasip eder. Günden güne halkın sevgilisi olmaya başlar. Hayatı ilim okutmak, hakkı ve hakikati bildirmek, sırat-ı müstakim üzere bir hayatın yaşanmasına vesile olmakla geçmiştir.

Sünnet-i Rasûlullah’ı yaşaması, daima tefekkür hâlinde Allah (c.c.) ile beraber olması gönüllerde büyük bir tesir bırakmıştır. Birçok insan onun manevî cazibesi ve sonsuz ilmi karşısında Kuran yolunun yolcusu olmuştur.

Erzurum’un yakından tanıdığı ve gönülden sevdiği Hacı Salih Efendi Hazretleri, daha sonra İstanbul’a gider ve birçok insanın hidayetine vesile olur.

Bir gönül adamı olmanın verdiği manevî iklim içerisinde etrafında bulunanlara safa bahşeder. Huzurunda ve sohbetinde Allah ile beraber olmanın mutluluğu yaşanır.

Hacı Salih Efendi, dünyaya hiç ehemmiyet vermemiş daima insanlara hizmete koşmuş, sofrasında misafirsiz yemek yememeye gayret etmiştir. Numune-i imtisal olan hayatı Rasûlul-lah’ın çizgisinden asla uzak olmamış, en büyük kerameti Sünnet-i Rasülullah’a ittibası olmuştur.

Milletimizin ışık şahsiyetlerinden biri olan Hacı Salih Efendinin mübarek naşı 6 ay sonra izinsiz olarakkabrinden çıkarılarak Çögender Köyü’nde yeniden defnedilmiştir. Mezarı gece yarılarında gizlice açan Çöğender Köylüleri mübarek vücutlarının hiç bozulmadığını hayretle müşahede etmişlerdir.

Bir Allah dostu olarak gönüllerde sevgi meşalesini yakmış, birçok insanın gönlünde bayraklaşmış, bedeni ile bu dünyanın sıkıntılarından ayrılarak ebedi âleme “Ufûl“ etmiştir.

Cenab-ı Allah kabrini nûr, günahlarını mağfur eylesin, bizler için de şefaatçi olmasını Rabbim nasip eylesin...



HACI SALİH EFENDİ İLE BULUŞMA

1977 yılının sonbaharında kutlu bir günün müjdesi ile uyandım. Muhterem pederim Hacı Yusuf Efendi ile beraber bir Allah dostu ile buluşmak üzere Hasankale’de bulunan evimizden çıktık. Erzurum'un Köşk Mahallesinde Salih Akbaba’nın (Hami Akbaba’nın babası) evinde Hacı Salih Efendi’yi ziyaret ettik.

Yaşlı hâline rağmen, beyaz sakalı, nuranî çehresi ile nurdan bir yumak gibiydi. Her haliyle bir Allah dostu, bir gönül adamı olduğunu sergileyen Hacı Salih Efendi, bir insan güzeli olarak gönlümüze ve kalbimize girmişti. İbadetin vermiş olduğu feyz-i İlahî, nur-i İlahî adeta alnında parlıyordu.

Edeple elini öpüp huzurunda diz çökmekle yepyeni bir âlemin içinde olduğumu fark ediyor, başkalarında görmediğim derin bir sükûnet, sarsılmaz bir teslimiyet ve engin bir irfan seziyordum. Dudaklarından dökülen inci tanesi gibi sözler bir ok gibi gönül evimde izler bırakıyordu. Huzurunda mana deryalarında kulaç atmanın, gül bahçelerinde olmanın manevî zevkini yaşıyordum.

Allah'a ulaşmanın, Peygambere kavuşmanın yollarını gös¬teriyor, ebedî kurtuluş ve saadet yollarını müjdeliyordu. Soh¬betinde Cenab-ı Hakk ile beraber olmanın, huzur ve huşusu içerisinde dünyadan uzaklaşmanın farkına varmıştık. Huzurunda öteler aleminden esintiler seziyor, Allah muhabbetiyle dolup taşıyordum.

Bu güzel tabloyu yaşamış ve sevgisini kalbimizde hisset¬miştik. Kalemle tasvir etmenin mümkün olmadığı bir an ve bir hâl yaşanıyordu." Hâl, kal ile bilinmez. "
Tasviri ehlince malûmdur. Sulbî pederim olan ibadet ehli, ak¬lım erdiğinden beri beş vakit namazını cami' de kılmaya devam eden, Hasankale'nin kavurucu soğuklarında evimizin bahçe¬sinde bulunan çeşmeden abdestini alıp sabah namazı için ca¬miye koşan aşk ve heyecan dolu babam Hacı Yusuf Efendi ile birlikte bir odaya alındık.

Çevrede Allah dostu olarak bilinen ilim irfan sahibi, âlim ve kâmil Çöğenderli Hacı Salih Efendi namıyla maruf zatın huzurunda idik. Nurdan bir yumak gibi gül yüzünü çevreleyen nur huzmelerini bütün maddi perdeleri aşarak kalbimize akıtan, her sözünde Allah Rızasını ve Peygamber Sevdası'nı nakış nakış işleyen Hacı Salih Efendi' nin huzurunda gönül dolusu bir mutluluk yaşadık.

Hacı Salih Efendi, ellerimizi elleri arasına alarak sımsıcak bir kavrayışla gönlümüze hâkim olmuştu. Bir Allah dostunun eli ile el ele olmanın, gönül gönüle olmanın namütenahi zevkini yaşadık; cennet cennet uçmanın mutluluğuna kavuştuk.

Silsile-i zehep zincirinin halkalarından biri olan Hacı Salih Efendi, Allah'a ulaştıracak yolların en güzelini gösteriyor, bizleri manevî evlatlığa kabul ediyordu. Sultan-ı Enbiya (SA.V.)'in :
" Kişi sevdiği ile beraberdir. " Bir Allah dostu, bir gönül adamı ile beraber olmanın ve O'na manevî evlat olmanın zevkini yaşadık.

Dünya ve masivayı tamamen terk edip gönlümüz ve kalbi¬mizle nurdan deryalara dalmıştık. Artık yepyeni bir başlangıç ile hayata yeniden doğmuş gibiydik. Aldığımız terbiye bizi Hakk'a götürmeye, kalbimizdeki nurun inkişafına vesile olu¬yordu. Takvaya, ubudiyete, gönül dolusu zikirlerle yücelme¬ye; " İlim ve irfan yolunda gayrete, ihlâs ve samimiyete, tevazüde yükselmeye " gayret teklif ediyordu.

O'nun yolu, bütün Allah dostlarının yürüdüğü Allah'a ulaştıracak yolların en güzeli olan zikr-i Hafî yolu idi. Kalp¬lerin nura, gönüllerin huzura kavuştuğu cennet bahçelerine giden bir yoldu. Bu yol, hayatımda önemli bir başlangıçtı. Günler ayları, aylar yılları takip ediyordu. Yüce Allah'ın Kur'ân'ı Muciz' ül-Beyan'da ferman buyurduğu:

" Agâh olunuz, uyanık olunuz ki, kalpler ancak Allah'ın zikri ile mutmain olur."

Hakikati, esmaların nuru ile yaşanmaya başlanmıştı.

Beş bin Lâfza-i Celâl ile kalp cilalanıyor, apayrı bir âlemde bambaşka bir dünya yaşanıyordu. Gönlüm bir kuş gibi uçmakta, Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizin sevgisi ile dolup taşmakta idi. Bu iklimi yaşamak ve yaşat Ehl-i Sünnet yolunu takip eden Allah dostlarının yolu, Rasülullah Efendimizin yolu, Kuran yoludur. Dert ve sıkıntılardan kurtulmanın, iki cihan saadetine kavuşmanın yoludur.









Okunma : 2261

Yorum Gönder
Yenile