Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / TÜRKİYE’Yİ TEHDİT EDEN TEHLİKELER

TÜRKİYE’Yİ TEHDİT EDEN TEHLİKELER

Türkiye’yi tehdit eden birçok tehlike var. Bu tehlikeler içerden ve dışardan planlı ve programlı olarak desteklenmektedir. Yerli ve yabancı işbirlikçiler tarafından organize edilmektedir.

Türkiye üzerinde oynanan sinsi planların başında bölücülük olduğu gibi değişik sahalarda sessizce yürütülen oyunlar da az değildir. Büyük Ortadoğu Projesi, Arz-ı mev’ud hedefleri ve büyük Ermenistan hayalleri vs.

Bu cümleden olmak üzere ılımlı Müslüman projesi zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu konuda yapılan faaliyetler azımsanmayacak derecede ileri seviyededir. “Dinler arası diyalog!..” “Dinler Bahçesi!...” şimdilerde medeniyetler buluşması adı altında yumuşak bir geçişle, Türkiye karanlık bir dehlize doğru sürüklenmektedir.

Antalya Belek’te… Dinler Bahçesi açılışları yapıldı, hem de büyüüüüüüük törenlerle… Hatay ve Urfa gibi. Meraklıları, açılış fotoğraflarını görmek için Google’den girip bakabilirler. Yahudi Hahamı, Hiristiyan Papazı ve zavallı, memur… Dinler Bahçesi!.. Aynı kapıdan içeri girildiğinde kilise, cami ve sinegog … Mesaj açık, kapı bir, giriş aynı… Bu kapıdan içeri girdikten sonra fark etmez, kilise, cami ve sinegog, hangisine girerseniz girin…. Eyvah, eyvah… Bu ne garip bir anlayış ve ne vahim bir tablodur.

Allah (CC) Kuran’da “Allah katında din İslam’dır.” (Ali İmran 19) Diye buyurmaktadır. Bir başka Ayet-i Kerime’de :” Kim İslam’dan başka bir din ararsa, O elbette kabul edilmeyecektir, O, ahiret’te de hüsrana uğrayanlardandır.” [Al-i İmran 85]

Hz. Adem (AS)’dan Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed(AS)’a kadar gelen bütün Peygamberlerin Dini: İslam; kendileri Müslüman’dır. Mesela: Hz. Musa(AS)’ın kendisi Müslüman, Dini İslam’dır; Hz.İsa(AS)’ın kendisi Müslüman, Dini İslam’dır. Yalnız şeriatları farklıdır.

Hıristiyanlık ve Yahudilik sonradan uydurulmuş isimlerdir. Bunlar kendilerine bizim de kitabımız var, biz de ehl-i kitabız, dedikleri için Allahu Teala, Kuran’da “Yahudi, Nasara veya ehl-i Kitap” ifadesini kullanmıştır.

Kuran-ı Mucizül Beyan’da: Dinde zorlama yoktur.” (Bakara 256)Yani, dini tercih bir irade meselesidir. Kişinin ihtiyarı ile seçilir ve yaşanır. İnsanlara zorla bir dini kabul ettirme şansı yoktur, aksi halde münafıklar çoğalır.

Bir insan güneşe tapabilir, ineğe tapabilir, ben Hıristiyan’ım diyebilir, ben Yahudiyi’m, ben Budizme dinine inanıyorum, diyebilir. Bu inançlar bir din değil, bir dinsizliktir. Bunlar hayatın gerçekleridir. Bu insanlar küfür karanlığını seçmiş, cehennem yolunu tutmuşlardır.

Bir Müslüman olarak bize düşen bu zavallı insanların hidayetini istemek, Müslüman olmaları için dua etmektir. Bunlarla aynı bahçede buluşmak değildir.

Şimdi bir insan, bir topluluk biz Yahudi’yiz, biz Hıristiyan’ız ibadet yapmak istiyoruz, derse, Devlet onlar için her türlü kolaylığı gösterir, nitekim ecdadımız bunu yapmıştır. Kilise ile Cami veya Sinegog aynı mahallede denk gelmiş olabilir, bunun hiçbir mahsuru yoktur. Fakat özellikle aynı bahçenin içinde, girişi aynı, kapısı aynı olan ”Dinler Bahçesi” diye dünya tarihinde görülmemiş ve dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bir proje icat ederseniz, bu düşündürücüdür, kasıtlıdır, bir gayeye yöneliktir. Ve neticesi küfürdür.

Bu adım gerçekleşti… Yani yapıldı, bitti…. Antalya-Belek, Hatay, Urfa…
Şimdilerde İkinci bir adım başladı. Bu adım nedir?
İbrahimî Dinler! Duydunuz mu? Evet, şimdilerde dillendirilen ve yaygın hale gelen bir ifade: “İbrahimî Dinler”
Bu da küfür kokan ikinci bir adımdır. İbrahimî din diye bir din yoktur. Hz. İbrahim (AS) için Yahudiler: Hz.İbrahim Yahudi’dir, demişler; Hıristiyanlar da hayır: Hz.İbrahim Hıristiyan’dır, demişler.
Cenab-I Allah (CC) Kuran’da: “İbrahim ne Yahudi’dir, ne de Hristiyan’dır. O dosdoğru bir Müslüman’dır.” (Ali İmran 67) Diye buyurmaktadır.

Cenb-ı Allah’ın bu açık hükmüne rağmen “İbrahimî Dinler” diye bir ifade kullanmak, ya cehalet, ya gaflet, ya da bir ihanetin neticesidir. Ne yazık ki ihanet kokusu açıktır.
Bu bağlamda Prof.Dr. Suat Yılıdırm da bir Tefsir yazdı, ayet-i Kerime’lerin altına Tevrat’tan, İncil’den örnekler koydu. Bu da ayrı bir garabet örneğidir.

Bugün Hıristiyanlar Hz.İsa’(AS)’ı Allah’ın oğlu, Yahudiler Zübeyr(AS)’ı Allah’ın oğlu diye nitelemektedirler. Allah’a ortak koşmaktadırlar. Teslis inancı açıktır. İncil İznik Konsülü’nde tespit edilmiş (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna) dört papazın incilidir. Pavlos’un fikirleri ile karıştırılmış, bozulmuş, tahrif edilmiştir. Velev ki İncil ve Tevrat bozulmamış olsa dahi Kuran’a ve Hz.Muhammed (AS) Efendimize tabi olmayan kafirdir, küfür karanlığındadır.

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte fikir kirliliği de etrafı sarmış görünüyor, ehl-i sünnet çizgisinde Sırat-ı Müstakim, Allah yolu, Kuran yolu ve Sevgili Peygamberimiz (AS)’ın Sünneti ışığımız, rehberimiz olmalıdır.

Dinin kaynakları; Kuran, Sünnet, İcma-ı ümmet ve Kıyas-ı fukaha temel kaynağımız olmalıdır. Bu sinsi tehlikelere karşı uyanık olmalıyız.Nurullah ÖZKILIÇ





Okunma : 1965

Yorumlar
ALPER - 1 Ocak 1 Monday

sayın hocam,sizin gibi yada bizim gibi desek daha doğru olacak,,düşünenler toplumda az kaldı..seslerini çıkaramaz olan bir toplum olduk...oysa şeffaf yarınlar çizenler,tehlike ve tehdit çanlarının çaldığını duymaz olmuşlar..sağır olmuşlar,işlerine geleni duyar olmuşlar...istiklal marşını kaldırmanın hesabını yapan bir miili eğitim bakanı var,andımızı yasaklamanın derdine düşmüşler....mehmet akiflere saygıları yok bu insanların...ne kadar yazık ki bu toplumda prim yapıyorlar..endişe ve üzüntü ile izlemekteyim...
saygı ve dualrımla..hoşçakalın.

Yorum Gönder
Yenile