Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / ŞEHİT TÜRK ASKERİ VE İSRAİL

ŞEHİT TÜRK ASKERİ VE İSRAİL

İskenderun’da şehit düşen Kahraman Türk Askerleri’ne Allah’tan rahmet, İnsanî yardım amaçlı Türk gemisinde şehit edilen vatandaşlara mağfiret diliyorum.

İsrail bir eşkıya devletidir, zulüm, haksızlık ve kan üzerine kurulmuş, Amerika’nın Ortadoğu’daki karakolu durumundadır. Bu belli…
İsrail’e giden bu gemideki yardımı kimlerin organize ettiği meçhul, bu insanları yakından tanımak gerek, bu bir…

İkincisi bu yardım gemisi neden izinsiz gidiyor? İsrail, ben bırakmam geçemezsiniz, diyor. Yani İsrail (one minute) van minut, diyor. Bir dakika! diyor… Bu konvoydaki görevliler: “Biz gideriz, siz merak etmeyin” diyorlar. Hükümette “siz gidin” diyebiliyor!
Ve Hükümet bu konuda hiçbir tedbir almıyor!

Sonuç: İsrail, Türk Bayraklı, Türk Gemisini kuşatıyor, işgal ediyor, 9 ölü, birçok yaralı ve vahşet. Yani İsrail, Türk Vatanı’na saldırıyor. Türk Vatanı’nı işgal ediyor. Ha gemiye saldırmış, ha Ankara’ya, bunun bir farkı yok.

Bu vahim olayların ardından en yetkili ağızdan kahramanca bir beyanat! “Siz bizi başkalarına benzetmeyin, bizim dostluğumuz iyidir, düşmanlığımız da çok şiddetlidir.” Ne güzel…

Bunun için bir hikâyecik hatırlatmanın tam zamanı: İran millî futbol takımı ile yabancı bir ülkenin futbol takımı maç yapıyor. İran takımı 8-10 gol yemiş, perişan bir durumda, maç bitmek üzere İranlı sunucu heyecanla maçı sunarken” Siz merak etmeyin biz şimdi onlara min tane gol atarız”diyor.

Ve Türkiye’de yürüyüşler, birileri yine kahraman! “One minute” olayında olduğu gibi. Bu yürüyüşleri düzenleyen kişilere sormak gerek, her gün birkaç vatan evladı hayatının baharında şehit düşüyor. PKK denilen alçak bir eşkıya, bir ermeni hareketi Türkiye’yi kan gölüne çeviriyor.

Filistin için hükümet destekli bu yürüyüşleri tertipleyen insanlar, Şehit Kahraman Türk Askerleri için hiç yürüyüş yaptılar mı, bu olayları kınadılar mı? Gören varsa bildirsin!...

Türk Askeri’nin, Türk Polisi’nin şahadet törenlerine katılanları siyaset sayıyor, kınıyor ve bağırıyor; bunlar istismardır, diyebiliyor. Peki, gemide öldürülenler için gıyabi cenaze namazları kılanlar, bu törenleri tertipleyenler neyin istismarını yapıyor, anlamak mümkün değil.

Dış politikalar ülkeler arası karşılıklı menfaat üzerine kurulur, karşılıklı saygı, hak hukuk temelleri üzerine bina edilir. Dünyada huzur ve barışın teminatı güçlü olmaya, kudretli olmaya bağlıdır.

Güçlü iseniz, barış yapmak kolaydır. Dünya hala; “Hak kuvvetlinindir.” İlkesi üzerine devam ediyor. Tabii gerçek böyle değil, gerçekte:”Hak, haklınındır.” Olması gerekir. Fakat dünya düzeni bu temel üzerine kurulmuştur. Ancak “Asr-ı Saadet” devrinde, Sevgili Peygamberimiz (SAV) Efendimizin devrinde “Hak, haklınındır.” İlkesi hayat bulmuştu.

Hele hele Amerikan conilerinin ve Yahudi zihniyetinin kurduğu dünya düzeni kesinlikle kuvvetlinin her zaman haklı olduğu bir dünyadır.

Dış politikayı yürüten devlet adamları bu gerçeği bilmeli, ülkelerini en akıllı bir strateji ile yönetmelidir. Ülkeler hissiyat ve heyecanla değil, akıl ve ilimle yönetilir. İlm-i siyaseti bilmeyen yöneticiler memleketlerini felakete sürükler. Tarih bilgisinden yoksun olan yeni yöneticiler Sultan Adülhamid Cennet mekânı okusalar, yeter.

Şimdi geçmişten bir örnek sunmak isterim. Bir zamanlar Ecevit, 12 Eylül öncesi günahları ile bizim tavrımızın kesinlikle uzağında idi. Biz, din ve devlet; vatan ve millet uğruna cephelerde idik, O’nun etrafında ise memleketi kan gölüne çeviren vatan bölücüleri, din ve devlet, vatan ve millet düşmanları kümelenmişti. Bunlar ne ise, ayrı bir konu.

Benim üzerinde durmak istediğim, Ecevit 2002 de Amerika’ya gitmiş, Bill Clinton ile görüşmüştü. Amerikan Cumhur Başkanı ile oturmuş ve bu tavrı tenkit edilmişti. Hele hele ayak ayaküstüne atan yöneticilerle kıyaslanırken Türkiye yağa kalkmıştı.

Fakat Ecevit’e 1972 de Amerikan Cumhur Başkanı, “Haşhaş ekmeyeceksiniz, Kıbrıs’a müdahale etmeyeceksiniz.” Dediğinde, Ecevit Kükremiş, ayağa kalkmış:” Türkiye benim vatanım, istediğimi ekerim, Kıbrıs benim vatanımın bir parçası ve garantör devletim.” diyerek dışarı çıkmıştı. Ve Irak konusunda kesin tavrını koymuştu.

Daha sonra yeni bir anlayışla ayak ayaküstüne atan bir yöneticiye, Bush: “Irak’ı işgal edeceğim, iki milyon Müslüman’ı katledeceğim, milyonlarca insanın namusunu kirleteceğim, vatanlarını çiğneyeceğim.” Dediğinde, başüstüne diyen bir yönetici…

Sıfır problemli dış politika sevdasıyla Sayın Cumhur Başkanımız Ermenistan’a gidiyor, neticeler malum. Tam bir fiyasko. One minute ifadesi dünyayı ayağa kaldırıyor.

Sonuç, İnsansız uçakların teknik malzeme anlaşması İsrail’le imzalanıyor.
El altından mayınlı araziler 49 yıllığına temizlenmek üzere peşkeş çekiliyor, Allah’a şükür ki Meclis’i ayağa kaldıran muhalefet bunu engelliyor. İsrail Büyük Elçimizi küçük düşürme olayı yaşanıyor ve gemimiz saldırıya uğruyor.

Bu gelişmeler tutarsız, devlet adamlığı ciddiyetinden uzak bir dış politikanın neticesidir. Vatan haini, din düşmanı PKK eşkıyası törenlerle karşılanıyor, Türk Askeri’nin başına çuval takılıyor, Ermeni soy kırımı kabul ediliyor.

Bu kafa ile daha birçok badirelerle karşılaşmak mümkün görünüyor. Filistin konusunda meşhur olmak isteyen kafa tamamen yalnızlığa itilmiş, hiçbir Arap ülkesinden ciddi bir destek bulamamıştır.
İsrail’in her zaman yaptığı yanına kâr kalmış, dünya bu kepazeliği seyretmiştir.

Cenab-ı Allah Müslüman Türk Milleti’ni korusun, cennet Vatanımızı muhafaza etsin. Nurullah ÖZKILIÇ




Okunma : 1898

Yorumlar
Nurullah Özkılıç - 9 Mayıs 2020 Saturday

Okuyan ve yorumlayan kardeşlerime teşekkür ediyorum.

AliRiza Yigit - 1 Mart 2012 Thursday

Allah sizden razi olsun.

Yorum Gönder
Yenile