Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / Vefa, dostluk ve kardeşlik ruhunu yaşamak…

Vefa, dostluk ve kardeşlik ruhunu yaşamak…

İnsan, Yüce Allah’ın yaratmış olduğu mahlûkatın en şereflisi, en üstün olanıdır. İnsanı insan yapan ondaki güzellikler, manevî enginliklerdir. İnsan etiyle, kemiğiyle değil ruhuyla insandır, manasıyla insandır.

İnsan için “Bi hemta elmas” ifadesi kullanılır. Yani, paha biçilmez bir cevher. Bu bağlamda Şeyh Galip:

Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen,
Merdüm-i dide-i ekvân olan âdemsin sen.

İnsan âlemlerin özü, kâinat manzumesinin hülasasıdır. Bu yönüyle insan eşref-ül mahlûkattır, ekmel-ül mevcudattır. İnsan bu şerefe, ilim ve irfan saye sinde ulaşır; takva ile meleklerden üstün mertebelere kavuşur.

İnsanın en önemli meziyetlerinden biri de vefa ve dostluk duygusudur. Vefa, insana has bir meziyet, varlığı taçlandıran bir kıymettir. Bu karakter, bir insanın asaletinin bir simgesi, edep ve hayâsının neticesidir.

Vefa, sözünde durma, yeminine bağlı olma anlamında bir davranış biçimidir. Vefasızlık ise bunun tam tersi, sözünde durmama, güvensizlik anlamlarına gelir.

İnsan, ilk sözü Yüce Allah’a vermiştir. Kalu bela makamında Allahü Teala:
“Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Dediğinde, Ruhlar secdeye kapanarak:”Evet! Ya Rabbi! Sen bizim rabbimizsin” dediler. Böylece Cenab-ı Hakk’a söz verdiler, aht-ı peyman ettiler.

“ Mevlaya söz verdik kalu belada,
Bu yolda verilmiş ikrarımız var.
Üç günlük ömr için fani dünyada,
Kula kul olmama kararımız var.”

Öyle ise insan, bu sözünde samimi olmalı, ahde vefa göstermelidir. Allah’a kulluk noktasında üzerine düşeni yapmalı, vefasızlık göstermemelidir. Kur’an-ı Mu’ciz ül beyan Bu hususta vefadan bahseder, vefasızlık gösterenleri ise şiddetle kınar.

Vefa, aslında yapılan insanlık, iyilik ve ihsana karşı bir teşekkürün ifadesidir. Vefasızlık bir manada nankörlük demektir. Bu bağlamda Hazreti Muhammed (SAV) Efendimiz: “İnsana teşekkür etmeyen, Allah’a da teşekkür etmez.” diye buyurur. Vefası olmayan bir insanın sefası da olmaz. Yani, güvenilmez… Vefa, aynı zamanda dostluk ve kardeşliğin neticesidir. Dost olmak vefayı gerektirir. Samimiyet ister, bağlılık ister. Vefalı insan dar günün dostudur. Arkadaşının derdi ile dertlenir, sevincine ortak olur.

Yapılan bir iyiliği insanın başına kalkmak, doğru değildir. İslam, minnet etmeyi kesinlikle yasaklamıştır. Şu kadar var ki, insanlık adına vefasızlık büyük bir talihsizliktir.

Toplum düzenini bozan, birlik ve beraberlik ruhunu ortadan kaldıran, dostluk ve kardeşlik duygularını körelten en büyük hastalık vefasızlıktır. Vefasızlık karşısında insan yıkılır, perişan olur. “Sen de mi Brütüs!” deyimi, bu bağlamda çok meşhurdur.

Çünkü her insanın fıtratında bir teşekkür bekleme duygusu vardır. Her marifet bir iltifata tabidir. Elbette ki bir insandan beklenen davranış da böyle olmalıdır. Eskiler, bir iyilik karşısında “Allah razı olsun.” derlerdi. Daha bir çok dualarla, hayırla yâd ederlerdi. Bilhassa iyilik yapan insanın arkasında ona hayır dua etmek en makbul olan bir erdem ifadesidir.

Dostluk, vefanın bir neticesi, güzel ahlakın bir tezahürüdür. Dostluk vefa duygusunun zirve noktası, kardeşlik bağının son durağıdır. Dost demek, kardeş demektir. İyi günde, geniş günde dost olan, dar günde gerçek dost olmalı. Geniş günde düşman bile dost olur, gerçek dost dar günün dostudur.

Dostluk üzerine birçok türküler söylenmiş, birçok veciz ifadeler kullanılmıştır. Bu bağlamda ”Eski dost düşman olmaz, yeni dosttan senet al:” derlerdi. Bu ifade dostluk kurmanın, dost olmanın zor olduğunu gösteriyor. Ancak, sağlam temeller üzerine kurulmuş menfaate dayalı olmayan dostlukların devam edeceğine işaret ediyor.

Gerçek dostluk, karşılıklı saygı ve sevgiye dayanan bir kader birliği, bir gönül birliği üzerine kurulmalıdır. Allah için dost olmak, Allah için sevmek, işte dostluk bu. Bu hususta Sevgili Peygamberimiz: ”Allah katında amellerin en sevimlisi, Allah için sevmek, yine Allah için sevmemektir.” diye buyurmaktadır. Bu ser levha, insanlık için dostluk ölçüsü, vefa duygusunun neticesidir.

Dost, dostunun haklarını arkasında korumalı ve dostunu savunmalıdır. Gördüğü insanlığı yeri geldiğinde dillendirmelidir. Sevgisini dostuna açıklamalı, bildirmelidir. Hediyeleşmek dostluğa açılan kapının ilk adımıdır. Dosta vefa, insanlığın gereği, takva mertebesinin zirve noktasıdır.

Vefa bahşedenler, sefa bulur.
Bir veciz ifade de:
“ Muhabbetten sual etme halila,
Minel kalbi ilel kalbi sebila.”

Yani, dostlar arasında muhabbetten konu etme. Muhabbet dostluğun esasıdır. Muhabbet olmaz ise dostluk olmaz. Çünkü dost dostun aynasıdır. Kalpten kalbe bir yol vardır. O da sevgi yolu, dostluk yolu, kardeşlik yoludur.

Bu konuda Ziya Paşa:

İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah,
Doğruların yardımcısıdır Hazreti Allah.

Sözün özü, dostluk ve kardeşliğe açılan kapı sevgiden; dostluk ve kardeşliğin devamı vefadan geçer.

Nurullah ÖZKILIÇ


Okunma : 8921

Yorumlar
Ahmet enes - 9 Ağustos 2020 Sunday

Hocam mâşAllah çok güzel yazmışsınız.

Yorum Gönder
Yenile