Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / İNSAN KELİMELERLE DÜŞÜNÜR

İNSAN KELİMELERLE DÜŞÜNÜR

Kavram kargaşası yaşayanlar, arapça kelimelere takılıp durdukça bir adım öteye gitmekten nasipsiz kalmaya devam edeceğe benziyor.

İnsan kelimelerle konuşur, hayat baştan sona bir öğreti iklimi içerisinde insanlık için yeni ufuklar açar. Ve insan kelimelerle konuşur. Bir köylünün dilinde 300 kelime civarında bir birikim vardır. At, eşek, araba, öküz, peynir ekmek, vs. kelime hazinesi kıt olan insanların yeni ufuklara yelken açması mümkün değildir. Tefekkürün ve düşünme sahasının anahtarı kelimelerdir. Ve onun için, okumak çok önemli bir olgu olarak Kuran mesajının ilk sırasında yer almıştır.

İnsan beyni Allah tarafından öyle bir tanzim edilmiştir ki, akıllara durgunluk verecek bir mekanizma, girift karakteriyle henüz keşfedilmemiş bir muamma olarak sırrını korumaya devam ediyor. Beyin ne kadar çok iletişim araçlarıyla ilgilenirse, alanı o kadar genişler. Bilgi akışına sahne olan bir beyin göle atılan taş misali dalgalar halinde genişler. Çok okuyan, bilgi sahibi olan insanlar, ekmeğe, suya ve havaya ihtiyaç duyduğu kadar okumaya da ihtiyaç duyar; zira genişleyen beyin mekanizması yeni yeni bilgilerle genişleyen çemberi doldurmaya çalışır. İnsandaki okuma arzusu bundan kaynaklanır.

Dünyanın gelişen teknolojisi ve iletişim araçlarının hızla yayılması yeni nesiller için bir şans olarak değerlendirilebilir. Zira şimdilerde üç yaşındaki bir çocuk eskilerde 25 yaşlarındaki bir insandan daha da iyi düşünebiliyor. Akıllara durgunluk veren bu gelişme karşısında hayretimizi gizleyemiyor, asrımızın çocuklarında ki bakış açısına gıpta ediyoruz. Bütün bunların sebebi, hızlı bir bilgi akışının beyine aktarılması, adeta bilgi bombardımanına tabi tutulmasıdır. “İşleyen demir pas tutmaz.” atasözü, okuyan ve yazan beyinlerin sınırsız bir genişlikte çalışmasına vesile olur.

Bu bağlamda, dil kültürün taşıyıcısı olarak çok önemli bir iletişim sebebidir. Bir milletin millet olma sebeplerinden biri ve en önemlisi dildir. Dilin yozlaşması, bir kültürün kaybolup gitmesi anlamına gelir. Onun için milletlerin hayatında dil önemli bir müessese olarak karşımıza çıkıyor. Dil, mutlaka milliliğini korumalı, bozulup yozlaşmadan nesillerden nesillere aktarılmalıdır. Ancak, dilin teknoloji, milletler arası kültür alış verişi nedeniyle ortak olarak etkileşim alanları vardır ve bu da makuldür. Dilde aşırılık ve zorlayıcılık doğru değildir. Ve dil, bir milletin kültür kaynakları ile doğru orantılı olarak değer kazanır, zenginleşir ve zamanla millileşir.

Türk Milleti’nin dili zaman içerisinde birçok yabancı kelimelerle zenginleşmiş, köklü bir dil haline gelmiştir. İslam imanıyla şereflenen bu yüce millet, Kuran kaynağından beslenmiş, bu kutlu tanışma ile şereflerin en yücesi olan bir imanla müşerref olmuştur. Bu nedenle arapça, dilimize girmiş, bir güzellik ve zenginlik kazandırmıştır.

Fakat bazı çevreler, İslam’a olan düşmanlığını bir hastalık haline getirdiğinden yıllar yılı dilimizden Arapça kelimeleri “ İhraç edelim!” gibi bir garabetin içine düşmüştür.
Hani bu söz Millet Meclisi’nde söylenmiş de işitenlerin tebessümlerine sebep olmuştur. Zira ihraç kelimesi de bir Arapça kelimedir.
Dil konusunda arı dil adın
a Agop Dilaçar’ların başkanlığını yaptığı kurumun ”sosyal otlangaç” komedileri yanlış olduğu gibi güzel Türkçemizi bozacak her türlü aşırılık da doğru değildir.

Korkunç bir kültür erozyonu yaşayan ülkemizde artık caddeler, dükkânlar yabancı isimlerle gönülleri karartmaya devam ediyor. Bu bağlamda milletçe bir uyanışın başlangıcını ateşlemenin zamanı gelmiştir, hatta geçmiştir.
Şhow Room, isimleri, milliyetçi geçinenlerin dükkânlarının adı olmuşsa, gelecek adına endişe duymalı ve kendimize dönmeliyiz.
Nurullah ÖZKILIÇ

Okunma : 3030

Yorum Gönder
Yenile