Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / DADAŞIN ELİNDEKİ HANÇER

DADAŞIN ELİNDEKİ HANÇER



Tarihin derinliklerinden bugüne dadaş kültürünün bir simgesi haline gelen Erzurum barı, Anadolu kapılarının Türk’e açılması ile beraber Müslüman Türk Milleti ile özdeşleşmiş ve bar, dadaşın millî bir sembolü haline gelmiştir.
Erzurum ve dadaş, Türkün kahramanlık ruhunun gönüllerde bayraklaşması, Anadolu efsanesinin dadaşın barında destanlaşmasıdır.
Dadaş, mertlik ve yiğitliğin adı; kahramanlık ve dürüstlüğün simgesidir. Vatan cephesinde destanlar yazan efsane insan, dadaştır, Erzurum’dur ve bu yiğit insan Erzurumludur.

Dadaş bir güldür dağlar başında,
Sevda kaynar ocağında aşında,
Mertlik vardır toprağında taşında,
Vatan destanında dadaş mührü var. (Nurullah ÖZKILIÇ)

Bu dörtlük benim Gönül Tezgâhı adlı Şiir kitabımdan, Dadaş Mührü isimli şiirden bir örnek.

Dadaşın gönüllerde iz bırakan muhteşemliği, dadaşın vatan destanında üstlendiği rolü Türk Milleti unutmamış, dadaşa layık olduğu değeri verme noktasında üzerine düşeni yapmıştır.
Birçok şehirler unutulmuş veya sıradan bir görünüm içinde kalmıştır. Ancak, Erzurum ismi anıldığında yüreklerde bir ürperti meydana gelir. Galiçya Tepelerinden, Yemen Çöllerine; Çanakkale Bozkırlarından, Tuna Boylarına; Sakarya’dan Viyana kapılarına, İstiklal Savaşındaki ilk sesi haykıran dadaştan Kore kahramanlıklarına kadar vatan destanında haklı bir gururu olan dadaş ve Erzurum olmuştur.

Dadaş Türkü temsil eden ay-yıldız,
Yükselen bir bayrak ufkumuzda.
Düşmanlara karşı şimşekten bir hız,
Mertlik sembolüdür o yurdumuzda.
(Gönül Tezgâhı Nurullah ÖZKILIÇ)

Dadaşı anlamak için dadaşça yaşamak gerek… Şimdilerde her şeyde bir çürüme olduğu gibi dadaşlar diyarında da aynı menfi etkilenmeler hızla yükseliyor. İnsanlığın muhtaç olduğu mukaddes değerler ayaklar altına alınıyor. Hasletlerimiz kayboluyor.

Hoşgörü ve tevazuda önde; mertlik ve yiğitlikte zirvede; cephe söz konusu olduğunda ardına bakmadan ilerde; fedakârlık ve paylaşmada emsalsiz; aman dileyene el kaldırmayan, mazluma kılıç çekmeyen dadaş, şimdilerde bıçaklı saldırıların mekânı haline gelmiş görünüyor.
Bu durum bir vahşetin, bir çürümenin en acı habercileri olsa gerek. Şehir adına, dadaşın ülküsü adına utanılacak tavırların sergilendiği bu vahim durum masaya yatırılmalı, psikolojik ve sosyolojik açıdan incelenmeye alınmalıdır.

Bu durum arızî bir haldir, dadaş tavrı ve Erzurum’la alakalı değildir.
Vatan düşmanlarına karşı “Hançer Barında” parlayan hançer, zalimlerin beynine, düşmanın sırtına, namus düşmanlarının yüreğine saplanmıştır.

O hançer basit meseleler için asla kınından çıkmamış, mazluma çekilmemiş, sıradan olaylar için asla kullanılmamıştır.

Sabır ve tahammülünü kaybeden; karşılıklı sevgi ve saygıdan yoksun kalan; hak ve hukuk noktasında özelliğini yitiren bu toplumun düştüğü bataktan kurtarılması için bilgi ve birikimi olan insanlara hizmet düşüyor.

Yeniden bir gönül seferberliği başlatmak üzere Erzurum’u bir kültür merkezi haline getirmek, kaybolan değerlerimize yeniden kavuşmak için daha ne bekliyoruz…

Bu bağlamda sohbetler başlatılmalı ve bütün ilçeleri de kapsamalıdır.

Dadaşın ve Müslüman Türk Milleti’nin yeniden ayağa kalkması buna bağlıdır. Millî ülküler ve millî sevdalara kanat açan bir Türk Gençliği’nin yolu bu eğitimden geçer.


Okunma : 2292

Yorum Gönder
Yenile