Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / BAŞKA ÇARE YOK!

BAŞKA ÇARE YOK!

BAŞKA ÇARE YOK!

Toplum günden güne alışılmamış vahşi olaylarla karşılaşıyor. Zihinler alt üst olurken açılan yaralar kanamaya devam ediyor. Her gün bir başka rezaletle karşı karşıya gelen insanların ruh sağlığı bozuluyor, intiharlar, aşağılık cinayetler bir birini takip ediyor.

Televizyon ekranlarına yansıyan acı tablolar yürekleri kanatmaya, vicdanları sızlatmaya devam ederken yıkılan yuvaların, akan gözyaşlarının dinmek bilmediğini görüyoruz.

Her gün bin bir çeşit acılarla yıkılan insanların feryatları gönülleri dağlamaya yetiyor. Dert ve keder toplumu haline gelmiş bir millet olarak iffet ve ahlakını kaybetmiş, canavarlaşmış insanların vermiş olduğu acılarla kıvranmaya, ahu figan etmeye alıştık...

Millet olarak gittikçe batağa doğru saplandığımızı nihayet anlamış görünüyoruz. Satanistlerle yıkılan, hunharca katledilen insanların acısı hala yüreklerimizi yakıyor. Annelerin ve babaların feryatlarında ümitsiz ve çaresiz bakışların olduğunu görüyor ve kahroluyoruz. Ateş bacayı sarmış durumda ve yangın evden eve sıçrama eğiliminde görünü yor.

Fuhuş ve zinanın kol gezdiği bir ortamda uyuşturucu, esrar ve eroin bataklığında kaybedilen nesillerin zararları topluma sirayet edince nihayet bir şeyleri anlamaya başladık. Ve çare aramaya, aman! Kurtarın bu gençleri demeye başladık. İnançlı olsun, inançsız olsun herkes feryat ediyor, yetkililere sesleniyor.

Dünyada yaşamanın, huzur ve saadetin bir bedeli olmalı... İyilik ve kötülüğün, güzellik ve çirkinliğin bir arada olduğu muhakkaktır. Ancak insan, yaratılış itibariyle doğuştan iyiye ve güzele aşina olarak doğmasına rağmen çevrenin şekillendirmesine bağlı olarak çeşitli çehrelerle temayüz edebiliyor. Bu fıtratın ve yaratılıştaki imtihan sırrının bir sonucudur.

İyi insan, iyi vatandaş yetiştirebilmenin şartlarını ortadan kaldırırsanız, başınıza bela olan insanlar dünyayı zindana çevirir, dünyayı başınıza yıkar. Çünkü insan, yerine göre mukarrebun meleklerinden daha üstün bir seviyeyi yakaladığı gibi, hayvanlardan daha aşağı durumlara da düşebiliyor.

Çıplaklığı teşvik ederek, lut kavminin yaşadığı manzaraları aleni teşhir ederek, porno filmleri evlere kadar sokan zihniyetlerin açtığı felaketleri tamir etmenin zorluğu ortadadır. Ahlaklı olmayı suç sayan, ilmi yasaklayan, Kuran’a sırt çeviren, Allah’la konuşmayı yasaklayan anlayışların ortaya koyacakları tablo bundan başka ne olabilirdi. Şimdi, “ Rüzgâr eken fırtına biçer.” atasözü hep doğru bir önerme olarak karşımızda duruyor.

Bir toplumda, hak ve adalet, gelir ve gider dengesi bozulursa, insanlar aç kurtlar gibi birbirini parçalar. Gelinen sonuç bunu gösteriyor. Ahlakî meziyetlerden yoksun büyümüş, açlık ve fakirlik girdabında boğulmuş, şehvetinin esiri olmuş, zavallı bir güruhun yapamayacağı hiçbir vahşet yoktur. Hal böyle olunca çıkan sonuçların normal olduğunu söylemek gibi bir acı gerçekle karşı karşıya kaldığımızı ifade edebiliriz.

Çare! Evet, çare nedir? Bunun üzerinde düşünenler çözüm ve çareye doğru elleri titreyerek de olsa gitmek zorundadırlar. Aksi halde vatan çatısı çökerse bunun altında herkes acı bir akıbetle can vermeye mahkûm görünüyor.

Trafik kaidelerini uygulamadan, trafik akışını sağlamanın mümkün olmadığı gibi, hayat akışının yürüyebilmesi için de hayat tarzı ve yaşama kurallarının hayata hâkim olması, kaide ve kurallar manzumesinin disipline edilmesi şarttır ve elzemdir.

İnsanlar, ya ilahî vahye dayanan dini hayatın getirdiği mukaddes değerleri pratiğe koyar ve öyle yaşar; ya da beşerî nizam içerisinde belli ölçülere mutlak manada tabi olarak hayatını devam ettirir. Bu iki yolun dışında üçüncü bir yol kesinlikle yoktur. Öyle ise yapılacak iş, önce eğitimi hayatın her alanına yaymak iffetli, terbiyeli, bilgili, çalışkan ve dürüst insan yetiştirmek. Bu, ekmekten, sudan ve havadan daha önemlidir. Eğitim ve insan yetiştirmeyi ihmal eden toplumlar bu acı felaketleri beklesin.

İnançtan, imandan korkarsanız, karşınıza şeytana tapanlar çıkacak, şeytan çıkacak, ateist çıkacak, daha doğrusu ahlak düşmanı, insan düşmanı canavarlar çıkacak...

Ya canavarlarla yaşamaya alışacaksınız, ya da ahlâk ve fazilet timsali, bilgili, imanlı, çalışkan ve vatanperver insan yetiştireceksiniz.

Sevgili Peygamberimizin : “ Beni Rabbim terbiye etti, terbiyemi ne güzel etti.” kaynağından dolu testilerle çürümüş ve kokuşmuş nesillere yeniden hayat bahşedecek can suyunu sunacaksınız, başka çare yok...

Nurullah ÖZKILIÇ


Okunma : 2084

Yorum Gönder
Yenile