Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / VEFA BAHŞEDEN SAFA BULUR

VEFA BAHŞEDEN SAFA BULUR


İnsanın vefa duygusu ile tezyin edilmiş olması, bir lutf-i İlahi ve feyz-i Rabbani'dir. Ahde vefa göstermek, sözünde durmak insan olmanın gereği. İşte bugün toplumların açmazlarından biri de vefasız olmak ve vefa duygusunu yitirmektir.

Vefa insan için bulunmaz bir hazine, emsalsiz bir fazilettir. Cenab- ı Hakk'a söz vermek, ahd-ı peyman etmek, ahde vefa göstermek imtihan sırrının bir neticesi olsa gerek.

Kalu Belâ makamında verilen söz ve teslimiyet ölünceye kadar devam etmelidir. Dünyayı anlamanın, hayat espirisini idrak etmenin aslı bu... Bu bakımdan insan vefasızlık gibi bir zillete asla düşmemeli, sözünün eri olmalıdır.

Şairin:
" Mevlâ'ya söz verdik kalu belâ'da,
Bu yolda verilmiş ikrarımız var.
Üç günlük ömr için fani dünyada,
Kula kul olmama kararımız var. "

Dostluk ve muhabbetin temel esaslarından biri de vefadır. Arkadaşlık ve dostluk bağları vefa ile eş anlamlıdır. Zira beklenmeyen bir vefasızlık dostlukları bozar. Kalpler, vefasızlık ile kırılır.

İyi insan olmak, vefalı bir dost olmak, yiğit insanların işi; babayiğit delikanlıların mesleğidir. Çünkü insan, hayatının sonuna kadar iyi insan olacak, dostluk ve muhabbetten ayrılmayacak, vefa ilkelerini daima koruyarak vefasızlık girdabına düşmeyecektir.

Kötü insan olmak kolaydır. Bir ânlık bir hareket insanı perişan eder, rezil eder. İnsan, nefsinin arzusuna boyun eğer, yuvarlanır gider. Artık her şeyini kaybeder, böylece dostluklar ortadan kalkar.. İbrahim Hakkî Hazretleri aşkı, insanı sevgilisine kavuşturan vefalı bir dosta benzetmiştir.

Vefa, beşeri münasebetlerde çok önemli bir meziyet olduğu gibi asıl vefa Allahü Teala Hz.lerine karşı verilen sözün yerine getirilmesi bakımından ele alınmalıdır. Zaten, Allahü Teala'ya karşı vefalı olan bir insan, diğer insanlarla olan münasebetlerinde de vefa duygusunu taşır. Böyle insanlardan vefasızlık asla meydana gelmez.

Bu hususta Sevgili Peygamberimiz (sav) Efendimiz: “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.”

İçi-dışı tertemiz, içi dışından daha berrak ve aydın olan insanlar etraflarına safa bahşeden nûr simalı gönül sultanları, hep vefanın doruklarında olmuş, etraflarına ışık ve muhabbet saçmışlardır.

Mevlâna: "Alçak ruhlu (asaletsiz) olan insanlar, nimete kavuştukdan sonra her türlü kötülüğün kahramanı olurlar." der.

Böyle insanları iyi tesbit etmeli ve mevki makam verildiğinde önemli bir ölçü olarak korunmalıdır. Aksi takdirde emanet teslim edildikten sonra dönüşü zor olan durumlara düşülebilir.

İhtiras, kibir, gösteriş ve şiddetli arzu emareleri görülen kişiler iyice incelenmelidir. Bir işin peşinde her türlü dalkavukluğa açık karakter sahipleri ihtirasın kurbanı, nefsinin esiri olur.

Ziya Paşa ne güzel demiş :

İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah,
Doğruların yardımcısıdır, Hazreti Allah.



Okunma : 2188

Yorum Gönder
Yenile