Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / HUZUR ARAYANLARA

HUZUR ARAYANLARA


İnsan, huzur, saadet ve mutluluğun temel unsurudur. Gerçek mutluluk da insan içindir.
Toplumun saadet ve selâmeti iyi yetişmiş insan gücüne bağlıdır. Fertlerin mutluluğu, hayat standardının bir göstergesidir. İnsanın huzur ve refahını esas almayan milletler hiç bir zaman başarılı olamazlar.

Ahlâk, ilim ve irfan sahibi olan bir toplumda huzursuzluk, kavga ve kargaşa yoktur. Her türlü anarşinin temelinde cehalet ve bilgisizlik vardır.

İman, insan için vaz geçilmez önemli bir esastır. İman, çeşitli olabilir. İnsanlar değişik şeylere inanabilirler. Gaye bir şeylere iman etmek ve inanmak. Çünkü iman teslimiyeti ifade eder. Buradan şuna varmak mümkündür: İnançlı olan insanlar inandığı değerlere bağlı ve inandığı nizama sadıktır. Bu bakımdan böyle bir toplumda nizam hakimiyeti vardır, asla nizamsızlık yoktur. Belli bir nizama, belli bir sisteme inanmak huzur ve saadete vesile olur. Hak ve hukuk korunmuş olur.

Sosyo-Psikoloji ilmi fert ve toplum plânında derinlemesine bu meseleleri ele alır. İnsanlar, inançlarını ya beşerî bir esasa ve yahutta ilâhî bir nizama göre tanzim eder, tayin eder. Bunun dışında ateizm, inançsızlık ortaya çıkar.Beşerî sistemlerin zaman zaman değişmesi fertlerin ruh dünyalarında karamsarlık meydana getirir.

İlâhî vahye dayanan inanç manzumeleri ise sağlam bir zeminde ruhları doyuma ulaştırır.
Bu bakımdan cemiyetin huzuru, toplum nizamının tesisi için üzerinde tartışılmayan, münakaşa edilmeyen bir nizamı almalı, bütün doğruları bu temel üzerine kurmalı... Oklit Geometrisini inşa etmek için Paralellik Aksiyomu doğru kabul edilir ve bunun üzerine inşa edilir.

Şimdi bir toplumu huzur, saadet ve selâmete götürmek için temel bir doğru kabul edilmeli ve hayat nizamı onun üzerine bina edilmelidir. Bu da insanın kalp atışlarını dahi bilen ve onu yaratan Yüce Allah'ın nizamından başka bir şey değildir.

Saadeti, zenginliği, kardeşliği, barışı, kavgasız, kansız, huzur ve mutluluk dolu bir dünyayı nerede ararsanız arayın bulamazsınız!... Şimdiye kadar bulamadığımız gibi... Dünyaya baktığımız zaman kan, gözyaşı, haksızlık, yoksulluk ve zulümden başka bir şey görünmüyor. Hak daima kuvvetten yana görünüyor. Mazlum eziliyor, insan hakları her zaman çiğneniyor...

Öyle ise yukarıda da ifade edildiği gibi tek yol, tek çare olan Allah'ın vaz ettigi Kuran'a sarılmaktan, ona yapışmaktan, Allah nizamını tebliğ ve temsil eden Hazreti Muhammed Mustafa ( S. A. V. ) Efendimize iltica etmekten başka çare kalmıyor...

İnsanların mutluluğu, huzuru kendi elindedir. İş bu tercihi yapabilme erdemini göstermeye kalmıştır. Bu tercihi hakkıyla yapan ve bu sevdaya gönül verip yaşayanlara selâm olsun...




Okunma : 1906

Yorum Gönder
Yenile