Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / KALBİN HUZURU

KALBİN HUZURU


Kalbin huzuru, gönüllerin süruru Allah zikrinin terennüm edilmesine bağlıdır. Kalbin hakkı olan zikir, huzurun kaynağıdır. Bu kaynaktan uzak olmak büyük bir talihsizliktir. Aşka düşen, sevda çeken bunun farkındadır. Aşk ile hem dert olan, derdine derman istemez.

Şairin:

"Aşk derdiyle hoşem, el çek ilâcım dan tabip,
Kılma derman kim helâkim zehr-i dermanındadır."

Zikrin sevdasıyla sarhoş olanlar mest olmuş, kendinden geçmişlerdir.
"Her şeyin bir cilâsı vardır, kalbin cilâsı da zikrullahtır. " Peygamber Hadisi bu meseleyi ne kadar güzel ifade ediyor.
Günah kirleri ile lekelenen, paslanan kalplerimiz zikrin letaifleri ile cilâlanıyor, parlak bir hale geliyor. Kalbin mutmain olması, huzura kavuşması zikirle mümkün olmaktadır.

Bu hususta Kur'ân-ı Mu'ciz ül Beyan: "Agâh olunuz, uyanık olunuz ki kalpler ancak Allah'ın zikri ile mutmain olur."
Allah zikrine devam etmek, saf ve temiz bir gönüle kavuşmak ve ihlâs tahsili yapmak için kâmil bir Allah dostuna dost olmak, teslim olmak gerekiyor.

Bu bir gönül işi ve ihtisas işidir. Allah'ın sevip seçtiği kullarına dost olmak, onlarla beraber olmak büyük bir lütfu ilâhidir. Kuran bu hususta: "Sadıklarla beraber olunuz." buyuruyor... Bu konuda talip olmak yeterlidir. Allah ihsan eder, kapısını açar, sebeplerini yaratır.

"Hakk tecelli eyleyince her işe asan eder,
Halk eder esbabını bir lahsada ihsan eder."

Ancak, burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus şudur: Nakıs (noksan) şeyhlere teslim olmamak. Nakıs şeyh insanı felakete götürür. Kendisi hiç bir zaman hakka ulaşamadığı için peşine takılanları da Allah’a götürmeye kabiliyeti yoktur ve olamaz. "İlimsiz zahid kapısız ev gibidir." diyen gönül adamları ne güzel ifade etmişlerdir.

Şeriat, tarikat ve marifet bunların üçü de birdir. Şeriatın üçüncü cüzü olan ihlâsın tahsil edildiği basamak tasavvuftur. Burada ihlâs tahsil edilir. Şeriat, işin özü esasıdır; tarikat ve marifet şeriatın yardımcılarıdır.

Bu incelik ve hassasiyet için de gönül yolu ile Allah'a varmak, huzur ve mutluluğa kavuşmak için hakiki Mürşid-i Kâmilllere, vesilelere ve vasıtalara ihtiyaç vardır. Yani, muallimsiz, öğretmensiz ilim tahsil etmek mümkün olmadığı gibi, tasavvuf mektebinde okumak isteyenler için de bir muallim gerekir. Dünyayı bir padişaha çok, iki padişaha az gören cihan fatihi Yavuz Sultan Selim'i huzura kavuşturan sırra kulak verelim :

" Padişah-ı cihan olmak bir kuru kavga imiş,
Bir veliye bende olmak her şeyden evla imiş."

Allah dostları ile dost olmak, iyilerle, salihlerle beraber olmak bu mektebin birinci şartı, temel esasıdır. Ilim ve irfan tahsili bu iklimde gerçekleşir. Allah yolunda iki kişi bir araya gelince üçüncüsü Allah’tır. Allahü Teala’nın kudret ve kuvveti, merhamet ve şefkati onlarla beraberdir. “Kişi sevdiği ile beraberdir.” Hadis-i Şerif’inin sırrı birlik ve beraberlikten geçiyor. Bu da Allah için seven gönüllerde şuleleniyor. Bu sevgi ışıkları kalpleri tenvir etmeye, karanlıkları aydınlatmaya devam ediyor.

Allah muhabbetinin ve Peygamber sevgisinin kalplerde bayraklaşması, ruhun huzur ve mutluluğa kavuşması için irfan terbiyesi ve Kuran ahlakı ile ahlaklanmak gerekir. Bunun yolu Kuran ikliminden soluk almakta, iki cihan sevgilisi Hz.Muhammed (SAV) Efendimizin yolundan gitmekle olur.





Okunma : 2812

Yorumlar
ahmey ay - 1 Ocak 1 Monday

Yüreğinize ve kaleminize sağlık.hassas mevzuları ince bir çizgide işlemişsiniz.Teşekkürler,selam ve sagılar.

ahmetdurmus - 1 Ocak 1 Monday

sevgili müdürüm, henüz vakit bulabildim. ekleyecek ve çıkaracak her hangi bir nokta dahi yok. tebriklerimi ve takdirlerimi sunuyorum. seni göremeyen gözlere ne diyeyim. selam ve dua

Yorum Gönder
Yenile