Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / BAYRAKLAŞAN SEVDA

BAYRAKLAŞAN SEVDA



Tebliğ adamının, bir dava adamının ufkunda bayraklaşan sevda, destanlaşan bir hülya vardır. Gönüllerde tüllenen, rüyaları süsleyen bir aşkın verasında (arkasında) nazlı bir ülkü, mukaddes bir mefkûrenin sancıları vardır.


İnandığı davanın meşalesini yakan ve etrafını bu nur ile aydınlatmaya çalışan bir gönül eri için karanlığın başladığı yerde yepyeni bir şafak ve yepyeni bir ışık vardır. Ümitsizlik ve çaresizlik dava adamının lügatinde yoktur. Bu batağa saplanan insanların dava adına bir ülküye gönül vermesi mümkün değildir.

Büyük davalar, cüce insanların omuzlarında yükselmez. Büyük davalar, fikri şahsiyeti gelişmiş, inandığı mukaddes değerleri hayat tarzı yapmış, ihlâs ve samimiyet sahibi, imanlı, kararlı ve cesaretli insanların omuzlarında hedefe yükselebilir.

Nefis bataklığında kıvranan, inandığı değerler manzumesini disipline edememiş, pratiği olmayan bir insanın büyük idealler uğruna toplumun önüne çıkması, o toplum için felâketin başlangıcı demektir.
İnsanı, Allah emaneti olarak kabul eden ve bu şuurla:‘İnsana hizmeti, Hakk’a hizmet.’diye niteleyen bir inançla yola çıkan dava adamları için yolun sonu diye bir mantık olamaz. İnsanın bulunduğu her yer, yepyeni bir başlangıç, yeniden hayata doğuştur.

Bu bakımdan hizmet bir sevdadır ve bir gönül işidir. İkbal, mevki-makam ve menfaat için dava adına hizmetin yapılması mümkün değildir. Hizmet, ihlâs ve sevgi işidir. Mükâfatı ise yalnız Allah (c.c.) rızasıdır.

Gönüllere girmenin, kalpleri fethetmenin yolu sevgi ve muhabbetten geçer. Gönüllerin fethine memur edilen Allah dostları, bu aşk ve heyecanla yollara düşmüş, bir dost eli bekleyen insanların imdadına koşmuştur. Bu uğurda çekilen çile ve ıstıraplar, dava adamının mükâfatı olarak kabul edilmiştir. Belalara, musibetlere sabır ve tahammülle karşılık vermek dava adamının şiarıdır. Çaresizlik ve zillet dava adamına yakışan bir tavır değildir.

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz:“Senin vasıtanla Cenab-ı Hakk’ın bir kişiyi hidayete getirmesi, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.” Bu Hadis-i Şerif’ in sırrına mazhar olmak için gece uykusunu terk ederek yollara düşen dava adamlarının İ’la-yi Kelimetullah için çektikleri çile ve ıstırapların kaynağında rıza-i İlâhi vardır.

Allah rızasına talip olanların başkalarının keyfine boyun eğmeleri ise mümkün değildir. Fani olan bir insan için dünyada kazanılacak rütbelerin ve makamların en yücesi Allah’ a kulluktur. Allah’ a kul olan bir insan kâinata sultan olur.

Bu bağlamda, Allah aşkının ve Peygamber sevdasının gönüllerde bayraklaşması bir dava adamının en büyük sevdası, en büyük ülküsüdür. Dualı bir vatan parçası olan Anadolu’ nun yeniden ayağa kalkması, Müslüman Türk Milleti’nin başı dik ve alnı açık yaşaması için: Kafaları ilim ve fenle dolu, kalpleri vatan ve millete hizmet aşkıyla çarpan, ahlâk ve fazilet timsali imanlı vatan evlatlarının yetiştirilmesi gerekir.

Büyük Türkiye idealini gerçekleştirme yolunda yepyeni bir aşk ve heyecanla yeni ufuklara kanatlanmak ve rengini şehitler kanından alan Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağı’nın ebed-müddet vatan semalarında dalgalanması için omuz omuza, gönül gönüle olmanın mevsimidir. Bu fırsatı kaçıranlar tarih önünde ve millet vicdanında sorumluluktan kurtulamazlar.


Okunma : 2169

Yorum Gönder
Yenile