Yazılar

 Anasayfa / Yazılar / ANADOLU SEVDASINI BAYRAKLAŞTIRAN RUH

ANADOLU SEVDASINI BAYRAKLAŞTIRAN RUH


Stratejik bakımdan dünyanın en hassas coğrafyası üzerinde vatan tutmuş olan Müslüman Türk Milleti, Anadolu Yaylası’nda Türkün ruh kökünden soluklayan bir heyecanla adaletin takipçisi, cihadın öncüsü olmuştur. Yeryüzünde “Cund Allah” Allah’ın Ordusu sıfatıyla destanlar meydana getirmiş, zalimlerin korkulu rüyası, mazlumların hamisi olmuştur.

Anadolu’ya ayak basan Horasan Erleri, Alp Erenler tebliğ heyecanı ile gönüllere girmenin, kalplere ulaşmanın aşkıyla yanıp tutuşmuş, nice talihsiz insanların kurtuluşuna vesile olmuşlardır. Hacı Bayram-ı Veli’den, Kastamonu’da Şaban-ı Veli’ye, Akça Koca’dan, Şeyh Edebali’ye uzanan mana erlerinin dergâhında bir sevdanın kıvılcımları tutuşturulmuş, Anadolu Yaylası’nda Türk bakışlı, Kur’ an nakışlı dava kumaş,ı âleme nizam verme hasretiyle gönül gergefinde dokunmuştur.

Yunus’ların, Mevlâna’ların ve Hacı Bektaş-ı Veli’lerin gönül dünyasında yüce bir mefkûrenin meşalesi yakılmış, Allah muhabbetiyle dolup taşan, Peygamber sevdasıyla yanıp kavrulan Alperenler kervanı İ’la yi kelimetullah aşkıyla Orta Asya Bozkırları’ndan Tuna boylarına, Kırım Yaylaları’ndan Viyana kapılarına ulaşmıştır.

Her birinin kalbi bir bayrak gibi tertemiz olan Müslüman Türk Milleti’nin yükselme ve kalkınma ülküsünü bayraklaştıran bu sevda tarihin derinliklerinden bugüne bir bayrak yarışı halinde elden ele taşınmıştır.

Dünyanın en hassas coğrafyası üzerinde cihan devleti olmuş bir milletin son bağımsız kalesi olan Türkiye Cumhuriyeti, bütün dünya Türklüğünün ve İslâm Âlemi’nin, hatta bütün insanlığın ümidi olabilir. Bu noktada maddî ve manevî kalkınma sürecini tamamlamış bir Türkiye sahneye çıkmalıdır.

Böyle bir Türkiye idealini gerçekleştirecek bilgi, birikim, tecrübe ve hepsinden daha önemlisi, aşk, iman ve heyecan adamlarına ihtiyaç vardır. Türkiye’nin kalkınması, dünya piyasalarına açılması, müteşebbis Türk insanının önünü açacak teşvikleri devletin harekete geçirmesi çok önemlidir.

Türk Vatanı’nı bölmek, Türk Milleti’ni parçalamak isteyen iç ve dış düşmanlara karşı çok uyanık olmak zorundayız. Son zamanlarda Türk Milleti’nin millî kültürünü yozlaştırarak ne idüğü belirsiz bir toplum haline getirmeyi amaçlayan vatan bölücülerine dikkat etmek gerekir. Şunu unutmamak gerekir ki Müslüman Türk Milleti’nin kalkınmasını istemeyen birçok düşman vardır. Türkiye’de gözü olan devletlerin ve yerli uşakların sayısını artık siz hesap edin. Düşmanı çok olan bir milletin çok uyanık olması ve çok çalışması kaçınılmaz bir hedef olmalıdır.

Bir zamanlar memleketin temeline dinamit koymak isteyenler nasıl bu vatanı kana bulamış, binlerce vatan evladının kanına girmiş, İstiklâl Marşı’nın okutulmadığı, Türk Bayrağı’nın gönderden indirilmek istendiği günler yaşanmıştı ise bugünde bölücü eşkıya çeteleri vatanımızı bölmek ve parçalamak istemektedirler. Bu gün düşman yine aynı düşmandır. Sadece mekânlar ve roller değişmiştir. Türk milletinin ordusu ve milletiyle bir ve bütün olması gereken bir mevsimi yaşıyoruz. Ordu millet birliğini bozarak menfur emellerine ulaşmak isteyen yerli ve yabancı uşaklara dikkat etmeliyiz.

Beş bin yıllık tarihinde şanlı bir geçmişi olan Müslüman Türk Milleti’nin birlik ve beraberliğini bozacak tavırlardan uzak durmalı, politik hesaplar uğruna yüksek mefkûreleri göz ardı etmemeliyiz.
Vatan sathında meydana gelen bazı olayları bahane ederek Türk Milleti’nin temeline dinamit koymak isteyen vatan bölücülerine destek veren bir takım eblehlere de göz kulak olmalıyız. Kavga ve kargaşadan medet uman kötü niyetli kişilere çanak tutan ihanet şebekelerine yardım eden gafilleri de buradan uyarmak istiyorum. Unutulmamalıdır ki vatan çatısı uçarsa bunun altında herkes zarar görür.

Zira Cenab-ı Hakk, Kur’an- ı Mu’ciz ül Beyan’ da:
“Öyle bir fitneden sakının ki o sadece zalimlere çatmaz, mazlumlara da sirayet eder. Biliniz ki Allah’ın azabı çok çetindir.” ( Enfal 25 )


Okunma : 1856

Yorum Gönder
Yenile